Bir başlangıçtan daha fazlası: Hudûs ve imkân delillerini anlamak
Özet
Evrenin bir başlangıcının olması ile var olmak için bir açıklamaya ihtiyaç duyması aynı iddia mıdır? Bu okuma, hudûs ve imkân delillerini birbirinden ayırarak delilin öncüllerini, sonuçlarını ve itirazlarını inceler. Klasik kavramlara ilişkin kaynak bilgileri, açıklayıcı örneklerden ve değerlendirmelerden ayrılmıştır. Amaç hazır bir tartışma cümlesi ezberletmek değil, bir delilin hangi aşamada neyi kanıtlamayı üstlendiğini görünür kılmaktır.
İçindekiler · 8 bölüm
1. Bir delilin taşıdığı sorumluluk
İnsan bazen bir binaya bakıp ustasını düşünür, bazen kendi hayatının başlangıcından hareketle varlığın kaynağını sorar. Bu yönelişler düşünmeye kapı açar; fakat bir benzetme ile tamamlanmış bir delil arasında mesafe vardır. Kelâm metinlerini verimli okumak, bu mesafeyi fark etmekle başlar. Bir iddiayı güçlü kılan, yalnızca anlaşılır veya etkileyici olması değildir. İddianın hangi öncüllerden çıktığı ve bu öncüllerin neden kabul edilmesi gerektiği de gösterilmelidir.
Allah’ın varlığını temellendirme çabası için kullanılan isbât-ı vâcib başlığı, tek bir kanıtlama biçimine işaret etmez. Hudûs ve imkân, bu geniş çabanın farklı hareket noktalarıdır. Kozmolojik deliller varlıktan ve âlemden hareket eder; fakat başlangıç, değişme, bağımlılık ve zorunluluk kavramlarına aynı ağırlığı vermez. [1] Bu yazıda önce iki yolun sorusunu ayıracak, ardından aralarındaki ilişkiyi inceleyeceğiz. Aşağıdaki sadeleştirmeler, herhangi bir müellifin eserinden yapılmış kelimesi kelimesine aktarımlar değildir.
2. Hudûs: Sonradan var olanın açıklaması
Hudûs, kelâm terminolojisinde sonradan meydana gelmeyi ifade eder. Hâdis, öncesinde yokluk bulunan; muhdis ise onu meydana getirendir. Delilin yaygın şeması, âlemin hâdis olduğu ve her hâdisin bir meydana getiriciye ihtiyaç duyduğu öncüllerini birleştirir. Bu şemanın asıl tartışmalı yükü, âlemin hudûsünün nasıl gösterileceği üzerindedir. Klasik kelâmda cevher ve araz kavramlarıyla kurulan açıklamalar, değişen niteliklerden ayrı bulunamayan cisimlerin durumunu bu amaçla araştırır. [2]
Bunu kendi kurduğumuz bir okuma örneğiyle açalım. Bir ağacın büyümesi, onun değiştiğini gösterir. Fakat yalnızca bu gözlemden evrenin tamamının başlangıçlı olduğu sonucu hemen çıkmaz. Ağacın durumu ile varlık bütününün durumu arasındaki geçiş için ek bir gerekçe gerekir. Bir delilin kısaltılmış anlatımı bazen bu ara basamağı saklar. Dikkatli okur, tam bu noktada durup hangi genel ilkenin kullanıldığını sorar. Delili anlamak, yalnızca son cümlesini tekrarlamakla tamamlanmış olmaz.
3. İmkân: Varlık kendi açıklamasını taşır mı?
İmkân kavramının burada söz konusu olan anlamı, bir şeyin varlığının da yokluğunun da kendi kavramı bakımından çelişik olmamasıdır. Bu, gündelik dildeki yüzde ellilik ihtimal hesabı değildir. İmkân delili, varlığı kendinden zorunlu olmayanın açıklamasını araştırır. Böylece soru, yalnızca bir zamanlar ne olduğundan, mevcut olanın varlığını neye borçlu olduğuna yönelir. [3]
Açıklayıcı bir örnek düşünelim: Bir odada bir masa bulunabilir de bulunmayabilir de. Masanın ne olduğunu tarif etmek, bu odada gerçekten bir masa bulunduğunu kanıtlamaz. Üstelik onun neden burada bulunduğunu anlamak için malzeme, üretim ve yerleştirme gibi başka hususları araştırırız. Bu örnek, imkân delilinin tamamı değildir; kavramın kapısını aralamak için kurulmuştur. Tek bir nesnenin açıklamasından bütün mümkün varlıkların açıklamasına geçiş, ayrıca ele alınması gereken felsefî bir adımdır.
4. İki soruyu birbirine karıştırmamak
Bir başlangıç sorusu, olayların zaman içindeki sırasına yönelir. Bağımlılık sorusu ise bir şeyin varlığının başka bir şeye bağlı olup olmadığını araştırır. Kendi kurduğumuz bir benzetmeyle, bir lambanın ne zaman yakıldığını bilmek ile onu şu anda neyin aydınlattığını bilmek farklıdır. Benzetmenin yalnızca soru ayrımını gösterdiğini unutmamak gerekir: Elektrik devresi, yaratma ilişkisini bütün yönleriyle temsil etmez.
Bu ayrımın okuma bakımından sonucu şudur: Bir metinde “önce” kelimesiyle karşılaşınca bunun zaman bakımından önce olmayı mı, açıklama bakımından önceliği mi belirttiğini kontrol etmek gerekir. Aynı kelimeyle farklı ilişkiler anlatılabilir. Tartışan iki kişi farklı öncelik türlerinden söz ediyorsa birbirine cevap verdiğini sanırken ayrı soruları cevaplıyor olabilir. Hudûs ve imkân başlıklarını yan yana okumak, kavramların işlevini böyle dikkatle izleme alışkanlığı kazandırır.
5. Sebepler zinciri ve teselsül meselesi
Teselsül, sebep ve sonuç ilişkilerinin geriye doğru sonsuza uzanması meselesiyle ilgilidir. Klasik tartışmalarda zincirin türü, unsurları arasındaki ilişki ve sonsuzluğun hangi anlamda düşünüldüğü önem taşır. Devir ise açıklamanın dolanarak yine açıklanmak istenen şeye dayanmasıdır. Birini diğerinin yerine kullanmak, itirazın hedefini değiştirir. [4]
Bir kitap listesinin doğruluğunu yalnızca aynı listenin başka bir kopyasıyla kanıtladığımızı düşünelim. Kopya sayısını artırmak, ilk bilginin nereden geldiğini kendiliğinden açıklamaz. Bu, bağımlı açıklamaların çoğaltılmasıyla ilgili bir düşünme örneğidir; metafizikte bütün sonsuz dizilerin imkânsızlığını ispatlamaz. Bir sonsuzluk eleştirisini değerlendirirken, matematiksel bir diziden mi, zaman içindeki olaylardan mı, aynı anda açıklayıcı ilişki taşıyan varlıklardan mı söz edildiği belirtilmelidir.
Buradaki değerlendirmemiz, delilin tartışmasını kolaylaştıran bir yöntem önerisidir: “Sonsuzluk imkânsızdır” cümlesini tek başına bırakmayın. Hangi sonsuzluğun, hangi gerekçeyle dışlandığını yazın. Böylece hem savunulan görüş hem de yöneltilen itiraz denetlenebilir hâle gelir.
6. ‘O hâlde yaratıcıyı kim yarattı?’ sorusunu çözümlemek
Bu soru, kullanılan ilk öncülün ne olduğuna göre farklı değerlendirilir. Öncül gerçekten “Her varlığın bir yaratıcısı vardır” şeklindeyse, yaratıcıyı da kapsayacağı için soru doğrudan bir tutarsızlığa işaret eder. Fakat öncül “Sonradan var olanın bir meydana getiricisi vardır” biçimindeyse kapsamı başkadır. “Var olan” ile “sonradan var olan” ifadelerini eşitlemek, delilin ilk cümlesini değiştirmek olur.
Yine de yalnızca bu dil ayrımını yapmak bütün tartışmayı bitirmez. Delili savunan kişinin, ulaştığı açıklayıcı ilkenin neden başlangıçlı veya bağımlı sayılamayacağını gerekçelendirmesi gerekir. Eleştiren kişinin de karşısındaki görüşün gerçekten savunduğu öncülü hedeflemesi beklenir. Burada önerilen tartışma disiplini iki yönlüdür: Savunma, sonucu öncüle gizlice yerleştirmemeli; eleştiri, daha kolay çürütülebilen başka bir iddiayı asıl görüşün yerine geçirmemelidir.
7. Delilin sonucu ile bütün inanç öğretisi arasındaki mesafe
Bir akıl yürütme belirli bir açıklayıcı ilkeye ulaştığında, onun bütün nitelikleri aynı anda gösterilmiş olmaz. Örneğin zorunluluk hakkında ulaşılan bir sonuçtan bilgi, irade veya vahiy konularına geçilecekse yeni gerekçelendirme basamakları gerekir. Bu ayrımı görünür tutmak, dinî düşünceyi zayıflatmaz; delilden beklenen işi açıklar. Bir temel atıldığında bütün binanın tamamlandığını söylememek nasıl bir eksiklik değilse, delillerin görevlerini ayırmak da böyledir.
Okur için yararlı çalışma, iki ayrı sayfa hazırlamaktır. İlkine delilin doğrudan hedeflediği sonucu, ikincisine ayrıca temellendirilmesi gereken konuları yazın. Sonra kullandığınız kelâm kitabındaki bölüm sırasını bunlarla karşılaştırın. Bir müellifin neden varlık, birlik, sıfatlar ve nübüvvet konularını ayrı başlıklar altında işlediğini bu şekilde daha iyi takip edebilirsiniz. Bu öneri, burada geliştirilen bir okuma yöntemidir; belirli bir klasiğin birebir içindekiler listesi değildir.
8. Bir sayfalık delil dosyası nasıl hazırlanır?
Önce araştırma sorusunu tek cümleyle belirleyin: Başlangıcı mı, bağımlılığı mı, başka bir ilişkiyi mi açıklamaya çalışıyorsunuz? Ardından öncülleri numaralandırın. Her öncülün yanına dayanağını yazın: kavramsal çözümleme, gözlem, nakil veya başka bir akıl yürütme. Sonuca ulaştığınızda, onun ilk soruyu gerçekten cevaplayıp cevaplamadığını yeniden kontrol edin. Kelimelerin etkileyiciliği yerine aralarındaki mantıksal geçişi izleyin.
Son aşamada en güçlü itirazı kendi cümlelerinizle kurun ve buna cevap verin. Cevaplanamayan bir noktayı belirtmek, bütün düşünceyi terk etmek anlamına gelmez; araştırmanın nerede derinleşmesi gerektiğini gösterir. Hudûs ve imkânı birlikte çalışmanın asıl kazancı da bu olabilir: İnanç hakkında konuşurken hangi soruyu sorduğunu, hangi delili kullandığını ve hangi sonuca ulaştığını birbirinden ayırabilmek. Kavramlara gösterilen bu özen, ciddi bir kelâm okumasının ilk adımıdır.
Kaynakça & ileri okuma
Kaynaklı kavram okuması. Numaralı göndermeler kavram ve tarih bilgilerini gösterir; örnekler, sorular ve değerlendirmeler bu yazı için oluşturulmuştur. Klasik eserlerin doğrudan tahkiki veya hakemli araştırma makalesi değildir.
Bu alandaki yazılara dön