Din Psikolojisi

Zor zamanlarda inanç: Dinî başa çıkma ne demektir?

Özet

İnsan zor bir olay karşısında dinî kaynaklara nasıl başvurur? Pargament’in yaklaşımını, olumlu ve olumsuz başa çıkma kavramlarının sınırlarıyla birlikte okumak.

Taş kemerli kütüphanenin temsili görseli
Temsili görsel · Belirli bir tarihî mekânı veya eseri belgelememektedir.
İçindekiler · 7 bölüm

Aynı olay, farklı anlamlar

Bir insan önemli bir kayıptan sonra yakınlarına daha çok yöneliyor. Bir başkası aynı durumda kendisini yalnız bırakılmış hissediyor. Bir üçüncüsü hem güven hem kırgınlık yaşıyor. Bu kurmaca örneklerde ortak olan yalnızca güçlük değil; insanın başına gelenle nasıl ilişki kuracağını araması.

Bu ilişki her zaman açık cümlelerle kurulmaz. Bazen bir dua, bazen bir soru, bazen de bir topluluğa yaklaşmak veya ondan uzaklaşmak biçimini alır. Dinî başa çıkma üzerine konuşmak, inancın var olup olmadığına bakmanın ötesine geçip belirli bir olay sırasında nasıl yaşandığını sormayı gerektirir.

Pargament’in araştırma çerçevesi

Kenneth Pargament’in yaklaşımında dinî başa çıkma, stresli hayat olaylarını kutsalla ilişkili yollarla anlama ve karşılama çabalarıdır. Pargament, Margaret Feuille ve Donna Burdzy’nin 2011 tarihli makalesi, bu alanın kısa ölçüm araçlarından Brief RCOPE’u değerlendirir. Ölçek on dört maddeden ve olumlu–olumsuz olarak adlandırılan iki boyuttan oluşur.

Olumlu boyut güven, destek ve bağlantı temalarını; olumsuz boyut ise dinî gerilim ve mücadeleyi kapsar. Yazarlar bu adların her koşulda iyi veya kötü sonuç garantisi olmadığını belirtir. Aynı makale, o tarihe kadarki çalışmaların çoğunun ABD ve Batı Avrupa’da, ağırlıklı olarak Hristiyan örneklemlerle yapıldığını vurgular. Bu sınırlılık, kavramları Türkiye’deki her tecrübeye doğrudan uygulamamamız gerektiğini gösterir.[1]

Olumsuz, ahlâken kötü insan demek değildir

Araştırma dilindeki olumsuz sözcüğü bir kişinin ahlâkî değerine verilmiş not değildir. Bir insanın dinî bir gerilim yaşadığını söylemek, onun kötü niyetli veya değersiz olduğunu söylemekten bütünüyle farklıdır. Bu ayrım kaybolduğunda anlamak için oluşturulmuş bir kavram, suçlama aracına dönüşebilir.

Düşünce deneyi olarak kendisini yalnız hissettiğini söyleyen birini ele alalım. Bu cümleyi hemen inançsızlık hükmüne çevirmek yerine, neyi yaşadığını anlamaya çalışabiliriz. Yalnızlık dediğinde çevresinden destek görememeyi mi, duasına ilişkin bir beklentiyi mi, başka bir kırgınlığı mı anlatıyor? Aynı kelimenin arkasında farklı sorunlar olabilir.

İnancı bir sonuç makinesine çevirmemek

Gündelik konuşmada güçlü bir inancın bütün güçlükleri ortadan kaldırması gerektiği varsayılabiliyor. Bu beklenti gerçekleşmediğinde kişi hem ilk sorunla hem de yeterince inanmadığı düşüncesiyle karşı karşıya kalabilir. Bir başkasının acısından onun iman düzeyine ilişkin kesin hüküm çıkarmak için elimizde bir psikolojik ölçüt yoktur.

Dinî hayatın anlamını yalnızca ne kadar hızlı rahatlama sağladığıyla ölçmek de daraltıcıdır. Bir ibadet kişi için görev, bağlılık, hatırlama veya şükran anlamı taşıyabilir. Onun bütün değerini belirli bir duygu sonucuna eşitlemek, kişinin kendi açıklamasını baştan sınırlar. Bu yüzden burada dinin değerini puanlamak değil, insanın tecrübesini daha dikkatli tarif etmek amaçlanır.

Birlikte bulunmak, birbirinin yerine geçmek değildir

Bir insan dua ederken aynı zamanda doktoruna başvurabilir, ailesinden yardım isteyebilir veya maddî sorunlarına çözüm arayabilir. Bunları ilke olarak birbirini dışlayan seçenekler gibi sunmak gerekli değildir. Yardımın farklı türleri farklı ihtiyaçlara karşılık gelebilir.

Bu okuma bir tedavi programı sunmuyor. Özellikle uzun süren veya gündelik hayatı ciddi biçimde zorlaştıran ruhsal sıkıntılarda, kişiyi yalnızca daha çok ibadet etmeye yönlendirmek profesyonel değerlendirme yerine geçmez. Aynı şekilde kişinin dinî hayatını anlamadan gereksiz ilan etmek de onun kendisini anlatmasını zorlaştırabilir. Dikkat edilmesi gereken, kişinin ihtiyaçlarını tek bir açıklamaya sıkıştırmamaktır.

Bir araştırma sonucunu okurken

Dinî başa çıkma ile bir iyilik hâli ölçüsü arasında ilişki bulunduğunu okuduğumuzda üç ayrı soruyu akılda tutabiliriz. İnsanlar hangi olayla karşılaşmıştı? Ne kadar zaman sonra ölçülmüşlerdi? Araştırma hangi başka koşulları hesaba katmıştı? İlişkinin yönünü ve anlamını tartışmak için yalnızca başlığa bakmak yetmez.

Örneğin çok zor durumda olan insanların daha yoğun yardım aradığını düşünmek mümkündür. Bu durumda yardım aramakla sıkıntının aynı anda görülmesi, yardımın sıkıntıyı oluşturduğunu kanıtlamaz. Bu genel yöntem örneği, bir veriden nedensel hükme geçerken neden dikkat gerektiğini gösterir.

Okumanın sonunda

Dinî başa çıkma kavramının yararı, insanı inancı var veya yok ikiliğinin ötesinde dinlemeye imkân vermesidir. Hangi anlamı arıyor, hangi ilişkiden destek bekliyor, hangi noktada kırgınlık yaşıyor? Bunlar hemen hükme bağlanması gereken değil, açıklığa kavuşturulması gereken sorulardır.

İnancı insanın yaşadığı güçlüğü görünmez kılan bir perde olarak değil, onun hayatında nasıl yer tuttuğu araştırılabilecek bir boyut olarak ele almak; hem insanı hem araştırmayı ciddiye almanın yoludur.

Kaynakça & ileri okuma

  1. Kenneth Pargament, Margaret Feuille ve Donna Burdzy, “The Brief RCOPE: Current Psychometric Status of a Short Measure of Religious Coping”, Religions 2/1 (2011), 51–76. DOI: 10.3390/rel2010051.
  2. Aynı açık erişimli makalenin tam metin kopyası.

Kaynak bağlantılı bir okuma ve değerlendirme yazısıdır; hakemli araştırma makalesi değildir. Açıklayıcı örnekler kurmacadır, alıntı değildir. Kuramsal görüşler ve araştırma bulguları ayrı belirtilmiştir. Genel bilgilendirme içindir; tanı veya tedavi önerisi sunmaz.

Bu alandaki yazılara dön