Aynı davranış, farklı niyet: Allport ve dinî yönelim
Özet
İçsel ve dışsal dinî yönelim ayrımı neyi anlatır? Bir araştırma kavramını insanların samimiyetini yargılayan etikete dönüştürmeden okumak.

İçindekiler · 7 bölüm
Dışarıdan görülen ile içeriden yaşanan
Aynı toplantıya katılan iki kişinin aynı amaçla orada olduğunu bilemeyiz. Biri konuyu öğrenmek, diğeri arkadaşlarıyla görüşmek istemiş olabilir. Üstelik bu amaçlar birbirini dışlamak zorunda değildir. Dinî davranışlarda da görünen hareket ile kişinin ona yüklediği anlamı ayırmak gerekir.
Bu ayrım, başkasının gizli niyetini keşfedebildiğimiz anlamına gelmez. Tam tersine, yalnızca görünene bakarak niyet hakkında kesin hüküm vermenin sınırını hatırlatır. Din psikolojisi araştırmaları da bu nedenle davranış sıklığının yanına kişinin bildirdiği yönelimleri koymaya çalışır.
Allport ve Ross’un araştırmasındaki ayrım
Gordon W. Allport ve J. Michael Ross’un 1967 tarihli çalışmasında içsel yönelim, dinin kişinin hayatında başlı başına düzenleyici bir amaç olarak benimsenmesiyle; dışsal yönelim ise dinin güvenlik, sosyal ilişki veya statü gibi başka amaçlar için kullanılabilmesiyle ilişkilendirilir. Çalışma, bu yönelimleri önyargı ile ilişkileri bakımından araştırır.
Buradaki kavramlar dinî motivasyonu incelemek için kurulmuş araştırma araçlarıdır. Yazarların belirli kilise çevrelerinde elde ettiği sonuçlar bütün dinlere, ülkelere ve dönemlere doğrudan taşınamaz. Makalenin başlığındaki kişisel yönelim vurgusu, yalnızca dinî aidiyet etiketinin bütün hikâyeyi anlatmadığını hatırlatır.[1]
İçsel demek içe kapanık demek değildir
İçsel ve dışsal kelimeleri gündelik Türkçede başka çağrışımlar taşıyabilir. Buradaki ayrım sessiz veya dışa dönük insanları sınıflandırmaz. Bir kişinin inancını açıkça ifade etmesi onun yöneliminin dışsal olduğunu göstermez. Aynı şekilde gösterişsiz görünmek, niyetin bütün ayrıntılarını kanıtlamaz.
Bir gönüllü düşünelim: Yardım çalışmasını dinî sorumluluğunun parçası görüyor, aynı zamanda arkadaşlık ilişkilerinden de memnun oluyor. İkinci unsurun bulunması birinciyi otomatik olarak geçersiz kılmaz. Bu kurmaca örnek, niyetin tek düğmeyle açılıp kapanan bir mekanizma gibi okunamayacağını gösterir. Bir faaliyet insana birden fazla şey sağlayabilir; araştırma, bu çoğulluğu baştan suçlama konusu yapmadan ele almalıdır.
Ölçek puanı kalbin hükmü değildir
Bir ankette verilen cevap, belirli bir anda belirli bir soruya verilen cevaptır. İnsan soruyu farklı anlayabilir, kendisini olmak istediği kişi gibi anlatabilir veya niyetini açıkça ifade etmekte zorlanabilir. Bunlar yalnızca dinî konulara özgü güçlükler değildir; insanın kendisi hakkında konuştuğu birçok araştırmada ortaya çıkabilecek yöntem sorunlarıdır.
Bundan bütün ölçeklerin işe yaramadığı sonucu çıkmaz. Sonucun ne kadar iddialı yorumlanabileceği belirlenir. Bir araştırma aracının iki yönelimi ayırması, araştırmacının kişinin Allah katındaki değerini ölçtüğü anlamına gelmez. Mîzan’ın okuma yaklaşımında psikolojik sınıflandırmayı dinî hüküm yerine kullanmamak bu yüzden temel bir sınırdır.
Önyargı bağlantısını nasıl okumalı?
Bir yönelimle başka bir tutum arasında ilişki bulunması, bütün bireylerin aynı davranacağını göstermez. Bir gruptaki ortalama, o gruba ait her kişinin portresi değildir. Ayrıca gözlenen ilişkide eğitimin, çevrenin, kurum kültürünün veya araştırma sorularının nasıl rol oynadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir sosyal medya başlığı bu ayrıntıları kaldırıp dindarlık insanı şöyle yapar dediğinde, araştırmanın cevapladığı sorudan çok daha büyük bir iddia kurulmuş olabilir. Okur olarak önce hangi dindarlık ölçüldü, hangi önyargı soruldu, kimler katıldı ve çalışma nasıl tasarlandı sorularını sormalıyız. İlişkiyi görmek önemlidir; ilişkinin taşımadığı kesinliği ona yüklememek de önemlidir.
İhlâs kavramıyla özdeşleştirebilir miyiz?
İçsel yönelimi doğrudan ihlâsın psikolojik adı saymak cazip gelebilir. Ancak ihlâsın dinî ve ahlâkî bir kavram olarak anlamı ile araştırmada kullanılan yönelim ölçüsünün kapsamı aynı değildir. İki kavram arasında konuşulabilecek ortak sorular bulunması, birbirlerinin tam tercümesi oldukları anlamına gelmez.
Daha verimli bir karşılaştırma şu soruyla başlayabilir: Dinî bağlılığın bir araç olarak kullanılması hangi metinlerde nasıl ele alınır? Ardından psikolojinin bu konuda neyi ölçebildiği sorulur. Böylece klasik metinleri modern ölçeğe indirgemeden ve araştırmayı da peşinen hükümsüz saymadan iki okuma yan yana gelebilir.
Etiketi başkasına değil soruyu kendimize çevirmek
Bu kavramlarla karşılaşınca çevremizdeki insanlara içsel ve dışsal etiketleri dağıtmaya başlamamız, okumanın amacını tersine çevirir. Daha yararlı olan, kendi davranışlarımızdaki gerekçeleri acele etmeden fark etmektir: Bu işi neden önemsiyorum? Takdir görmediğimde aynı gerekçeyi koruyor muyum? Topluluğun desteğiyle düşüncenin doğruluğunu birbirine karıştırıyor muyum?
Bu sorular bir test veya samimiyet puanlaması değildir. İnsanın kendi gerekçelerini açıklığa kavuşturması için okuma sorularıdır. Allport’un açtığı tartışmanın kalıcı değeri, yalnızca insanların ne yaptığını değil, yaptıkları şeyle nasıl bir ilişki kurduklarını da sormaya yöneltmesidir.
Kaynakça & ileri okuma
Kaynak bağlantılı bir okuma ve değerlendirme yazısıdır; hakemli araştırma makalesi değildir. Açıklayıcı örnekler kurmacadır, alıntı değildir. Kuramsal görüşler ve araştırma bulguları ayrı belirtilmiştir. Genel bilgilendirme içindir; tanı veya tedavi önerisi sunmaz.
Bu alandaki yazılara dön